Blogger tarafından desteklenmektedir.

Namazlarımızda Yaptığımız Büyük Bir Hata (Tadili Erkan Nedir ?)


Bismillâhirrahmânirrahîm
"İşte (böyle) namaz kılanların vay haline ki, onlar namazlarından gaflet içindedirler." (Mâ'ûn Suresi, 4 ve 5. Ayetlerin meali. Konuyla ilgisi için bknz. El-Câmi'u li-Ahkâmil Kur'ân ve İbn-i Kesir Tefsiri)

    Ey değerli Müslüman kardeşim! Allâh-u te'âlâ hepimizi namazı ikâme edenlerden eylesin. Şüphesiz ki ikâme etmekle emrolunduğumuz namazların geçerli olması için gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en önemlilerinden birisi de her rüknü, hakkını vererek yapmak anlamına gelen "Ta'dîli Erkân" dır. 

    Ebû Hanîfe (rahimehullâh)' ın müçtehit talebesi İmam Ebû Yûsuf (rahimehullâh)' a göre bu farzdır. Terk edilmesi halinde namazın yeniden kılınması gerekir. (Ömer Nasûhi Bilmen-Büyük İslam İlmihali, Tadil-i Erkan Bölümü No:135 )

    Hanefi alimlerinden biri olan İbn-i Abidin' in Redu'l-Muhtar adlı eserinde şöyle yazmaktadır: " Ebû Hanîfe (rahimehullah) ve (öğrencisi  imam) Muhammed' e göre bu vâciptir. Bunları veya bir kısmını yanılarak terk eden kimsenin sehiv secdesi (yanılma secdesi) yapması gerekir. Eğer kasten terk ederse çok ağır bir mekruhluk işlemiş olur ve bu da namazı yeniden kılmasını gerektirir." (İbn Abidin, Reddu'l-muhtar,I, 384 (Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2,s.312))

    Ebû Hanife (rahimehullâh)' ın müçtehit talebesi İmam Muhammed (rahimehullâh)'a ta'dîli erkânın terk edilmesinin hükmü sorulunca "Ben böyle bir kimsenin namazının caiz olmayacağından korkarım" demiştir. (Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2,s.312)

Ta'dîli Erkân Nedir ? Nasıl Yapılır ?

    Ta'dîli erkân; rukû, secde, rukûdan sonra doğrulma ve iki secde arasında oturma gibi her rüknu hakkıyla yerine getirmek ve bu hallerde vücûdu, bir süre hareketsiz  bırakmaktır. Örneğin, rukûdan "semi'allâhulimenhamideh"  diyerek doğrulduğunda  bedenin tam dik hale gelmesi ve o halde sukûnete erene kadar durması gerekir. Yani sadece vücûdun dik hâle gelmesi yeterli değildir, aynı zamanda dik hale geldikten sonra bir süre hareketsiz beklenmesi gerekmektedir. Yine ilk secdeden "Allâhuekber" deyip sırtı doğrulttuktan sonra ikinci secdeye gitmeden önce bir süre oturur halde beklemek gerekir. Ömer Nasûhi Bİlmen ilmihalinde, bu bekleyişlerin süresinin, vücûdu doğrultup tamamen hareketsiz kaldıktan sonra "Subhânallâhi'l-'Azîm"  deme süresi kadar olduğu söylenmiştir. (Not: Bu bekleyişlerde "Subhânallâhi'l-'Azîm" denilmeyecektir. Geniş bilgi için bknz; Ömer Nasûhi Bilmen-Büyük İslam İlmihali, Tadil-i Erkan Bölümü No:135, Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2 ilgili bölümler. ) 
                      
Bu bekleniş anlarında hangi zikirler/dualar yapılır ?

Rukûdan doğrulduğunda "Allâhumme Rabbenâ ve lekel-hamd" (Manası: Ey Allâh'ım, ey Rabbimiz, sana hamd olsun.)  veya "Rabbenâ lekel hamd" denir. Bundan sonra şu da eklenebilir; "hamden, kesîran, tayyiben, mubâraken fîhi." (Manası: Çok, temiz, mubarek bir hamd ile sana hamdolsun. ) (Kutub-i Sitte; Buhari, Sıfatu's-Salat, 45; Malik (1/211) Ebu Davud (770); Nesâi (1061); Tirmizi (404) )

İki secde arasında ise iki/üç defa "Rabbiğfirlî" (Manası:Rabbim, beni bağışla) denir. Şu da eklenebilir; "Allâhummağfirlî, verhamnî, ve 'âfinî, vehdinî, verzuknî" (Manası:Allâh' ım, beni bağışla, bana merhamet eyle, bana afiyet ver, bana hidâyet ver ve beni rızıklandır.) ( Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2,s.314-315-354-355; Kutub-i Sitte, Nesâi, "Salât", 25; İbn-i Mâce, "Salât", 23; Ebu Dâvud, "Salât" 140; Tirmizi, "Salât", 95 )

    Rasûlullâh ('aleyhissalâtu ve's-Selâm), rukudan doğrulduktan sonra secdeye gitmeden -yukarıda bahsettiğimiz gibi duaları yaparken- o kadar beklerdi ki, sahabe efendilerimiz, Rasûlullâh ('aleyhissalâtu vesselâm)'ın secdeye gitmeyi unuttuğunu zannederlerdi.  Yine iki secde arasındaki oturuşundan dolayı diğer secdeyi unuttuğunu zannederlerdi. (Buhârî, Sıfatü's-salat 46, 59 (69, 88), c.2, s.795, 811; Müslim, Salat 195 (472), c.3, s.1447.  )

Sahih bir hadîs-i şerifte Rasûlullâh ('aleyhissalâtu ve's-Selâm) namazını ta'dîl-i erkansız kılan birisine "dön ve namazını tekrar kıl, çünkü sen namazı kılmadın" buyurmuştur. (Kutub-i Sitte; Buhari (766), Muslim (397/4546), İbn-i Mâce (1060), Tirmizi (303) ...)

    Rasûlullâh ('aleyhissalâtu ve's-Selâm), rükûda avuçlarını diz kapaklarının üzerine koyar, parmaklarını açar, dirseklerini de yanlarından uzak tutardı. Sırtını düz tutardı, başını iyice yere doğru eğmez, yukarı da kaldırmazdı, ikisinin ortasında bir durumda tutardı. Vücûdu sükûnete erene kadar beklerdi. (bknz; Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2,s.302,303,304; Kutûb-i Sitte; Buhari, 59,95, Sıfatu's-Salat(39); Muslim,498; Ebu Dâvud, 809; Tirmizi,259)

    Rasûlullâh ('aleyhissalâtu vesselâm), secdede avuçları üzerine dayanır, parmaklarını birleştirir, onları kıbleye doğru çevirirdi. Ayaklarının ön tarafını ve ayak parmaklarını kıbleye doğru çeviriri, topuklarını birleştirir ve ayaklarını dik tutardı. Vücûdu sükûnete erene kadar beklerdi. Secdede kollarını yere yayıp yapıştırmaz, aksine onları yerden kaldırırdı. Kollarını açar ve yanlarından uzak tutardı. Şöyle buyururdu; "Hiçbiriniz kollarını, köpeğin yere yayması gibi yere yaymasın." (bknz;Tehanevi-İ'lâus-sunen (Hadislerle Hanefi Fıkhı),c.2,s.318,319...; Buhari, Sıfatu's-Salat(49,50,60,64); Muslim, Salât (233,234); Ibn Huzeyme, Beyhaki, İbn Ebu Şeybe, Tahâvi, Hafız Zehebi)

(Not: Bu konunun tüm detaylarıyla öğrenilmesi için mûteber fıkıh kitaplarına mürâcaat edilmelidir. Bu yazı özettir. Herşeyin en doğrusunu Allâh-u 'azze ve celle bilir. Vel hamdu lillâhi rabbil 'âlemîn. )
Google Plus'da Paylaş