Blogger tarafından desteklenmektedir.

Aişe Annemiz r.anha Hakkında Bilgi

Aişe binti Ebi Bekir es-Sıddîk Radiyallahu Anha

Annesi Ümmü Rûman binti Amir’dir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in temiz eşlerinden birisidir. Hicretten 3 sene kadar önce 6 yaşında iken Rasulü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’le nikâhlandı. Mekke’li müşrikler, bugünkülerin hilafına böyle bir evliliğe karşı çıkmamış ve hiçbir laf etmemişlerdir. Çünkü bu onların geleneklerine uygundu.


Bu tip evlilikler halen Afrika’nın birçok yerinde olduğu gibi Doğu Asya’da, hatta İspanya ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde normal karşılanmaktadır. Hicretten hemen sonra da kendisi 9 yaşında iken bulûğa erince zifaf gerçekleşti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile 10 yıl beraber yaşadı.


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe validemizi çok severdi. Amr bin As kendisine:



“Ya Rasulallah! İnsanların hangisi sana daha sevgilidir?” diye sorunca Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):


“Aişe’dir”demişti.

Tirmizi: 4134

Bir başka hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), İmran kızı Meryem ve Firavun’un hanımı Asiye’nin kemala erdiğini haber verdikten sonra Aişe’nin faziletine de değinmiş ve:



“Kadınlara karşı Aişe’nin fazileti, tirit yemeğinin diğer yemeklere karşı fazileti üstünlüğü gibidir”
 buyurmuştur.


Buhari: 3538


Sahâbîler, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e takdim edecekleri hediyeleri Aişe validemize olan muhabbetini bildikleri için onun nöbeti gününde getirmeyi tercih ederlerdi ki bununla Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in memnuniyetini talep ediyorlardı.


Müslim: 2441/82


Bu durumdan şikayetlenen diğer validelerimiz önce Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kızı Fatıma (Radiyallahu Anha)’yı babasına, kendileri hakkında şefaatçi olarak gönderdiler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

−“Ey kızcağızım! Benim sevdiğimi sen sevmez misin? Öyle ise Aişe’yi sev!” diye mukabelede bulunmuş ve Fatıma bu işten vazgeçmişti. Mütakiben Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) bu durumu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e söylemiş, ilk iki seferde bundan yüz çevirip susan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üçüncüsünde:



−“Ya Umme Seleme! Aişe hakkında beni üzme! Gerçek şu ki Aişe’den başka sizden hiç kimsenin yanında olduğum halde bana vahiy inmedi” demiştir.
Buhari: 3541,Tirmizi: 4128

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefatı ile neticelenen hastalığının ilk 5 gününde mu’tadı üzere hanımlarının nöbetlerine riayet etmiş, hastalığı şiddetlenince Aişe’nin yanında kalmak istediğine işaret ederek Aişe’nin nöbetinin gecikmesinden dolayı:

“Bugün kimin nöbetindeyim? Yarın kimin nöbetinde olacağım?” der, Aişe’nin nöbeti gelince bunu demez, sükût ederdi.

Buhari: 3541

Cebrail (Aleyhisselam) nikâhtan evvel Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e, üç gece rüyasında ipekli beyaz bir kumaş parçasında Aişe’nin resmini getirip:
−“Bu, senin dünyada ve ahirette hanımındır” demişti.
Müslim: 2438/79, Tirmizi: 4129


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun hücresinde ve başı onun kucağında olduğu halde vefat etmiş, onun hücresine defnedilmiştir.


Müslim: 2444/85, Buhari: 1312


Aişe validemiz iffetli, pak ve pakize bir hanımdı. Kendisine büyük bir iftira atılmış, Allah (Azze ve Celle) Müslümanların dilinde ve mihraplarında kıyamete kadar tilavet olunacak bir vahiy ile ona isnat edilenin iftira olduğunu beyan etmiştir. Cebrail (Aleyhisselam) Nebimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aracılığıyla ona selam vermiş, o da:


“Ve Aleyhisselam Ve Rahmetullah Ve Berekatuh” diyerek mukabelede bulunmuştur.


Buhari: 2452, 3875, Müslim: 2447/30


Bir sefer esnasında Aişe (Radiyallahu Anha)’nın gerdanlığı kayboldu. Bazı sahâbîler onu aramaya yollandılar. Bulundukları bölgede su olmadığı için namazı abdestsiz olarak kıldılar ve bu durumu dönüşte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e arz ettiler. Bu vak’a üzerine teyemmüm ayeti nazil oldu. Bu sebeple gerdanlığı aramaya gidenlerden Usayd bin Hudayr (Radiyallahu Anh) Aişe validemize hitaben:

“Allah seni hayırla mükâfatlandırsın. Vallahi senin başına hiçbir iş gelmez ki, Allah onda senin için de, Müslümanlar için de bir hayır bulundurmasın” dedi.

Buhari: 3540


Aişe validemizin en belirgin özelliklerinden birisi de çok kıskanç oluşu ve bu özelliğini hep diri tutmasıydı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gece Aişe (Radiyallahu Anha)’nın hücresindeyken dışarı çıktı. Bunu farkeden validemiz kıskançlık duydu. Sevgili eşi biraz sonra dönünce onun kıskanmakta olduğunu hissetti ve:

−“Neyin var ya Aişe? Kıskandın mı?” diye sordu. Aişe (Radiyallahu Anha)’da:

−Bana ne olmuş ki? Benim gibisi senin gibisini kıskanmaz mı? diye karşılık vererek bunu ikrar etmiştir.

Buhari: 3541

Bazen kızdırıcı ve huzursuzluk verici gibi görünen onun bu kıskançlığı, yeryüzünde bir eşi daha olmayan erkeğine karşı duyduğu derin sevgisinin görüntüsünden, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e olan bağlılığının delilinden ve onu kendisine bağlama çabasından başka bir şey değildir. Bu da normaldir çünkü onun eşini kendileriyle paylaştığı sekiz ortağı vardı. Malumdur ki, bu kıskançlık fıtrat gereği bütün hanımlarda vardır.


Aişe validemizde diğerlerinden daha fazla olma sebebi de herhalde onun, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bâkire olarak evlenen tek hanım olmasıdır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) diğer hanımlarının ya ikinci ya da üçüncü eşleriydi, ancak Aişe’nin hayatına girmiş ilk ve tek erkekti.


Değerlendirme yapılırken bunun gözardı edilmemesi gerektiği gibi ondaki bu kıskançlığın yok kabul edilmemesi de gerekir. Bu sebeple, Aişe gibi ümmetin en üstün simalarından birinin, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gibi yeryüzüne bir benzeri gelmemiş erkeğini kıskanmaması mümkün mü? İşte, fıtrî olan bu kıskançlık neticesinde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hanımları iki guruba ayrılmışlardı:


Bir fırkada Aişe’nin liderliğinde Hafsa, Safiyye ve Sevde, diğer fırkada da Ümmü Seleme’nin liderliğinde Rasullullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in diğer eşleri bulunuyordu. Allah hepsinden razı olsun.

Buhari: 2377


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hanımları arasında onun kadar bilgili bir hanım daha yoktur. Bu hususta İmam Zührî:


“Aişe’nin ilmi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in diğer hanımlarının ilminden daha üstün gelir.” demiştir. Bunun birkaç sebebi vardır:


1−Vahyin Medine’deki nüzûlü zamanlarında hemen hemen sürekli sevgili eşinin yanında bulunması. Biliyoruz ki şerî hükümlerin birçoğu Medine’de inmişti.

2−Arap edebiyatına, cahiliye devrini yaşamış Arap şairlerinin şiirlerinin çoğuna, Arapların tarihî durumlarına ve geçirdikleri tehlike ve kazandıkları zaferlere vâkıf olması.


3−En mümtaz özelliği ise keskin zekâsı, ince anlayışlılığı, liderliğe uygun yapısı ve bunlar neticesinde olarak da ilmî kudretinin üstünlüğüdür.


El-İsâbe: 8/140, El-İstîâb: 4/1883


Bu özelliklerinin ürünü olarak Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den çok hadis ezberledi ve onları fıkhetti. Kendisinden 74 tanesi Buhârî ve Müslim’de ittifaken olmak üzere 2210 hadis rivayet edilmiştir.

Cevâmîu’s-Sîre: 257


Bu hadislerin çoğunun Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ev haline ve diğer sahâbîlerin kendisinin yanında olmadığı anlara taalluk ettiği düşünülürse Aişe validemizin dine olan katkısının büyüklüğü anlaşılır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefatından sonra sahâbîlerin müşkül meseleleri kendisine arz edilirdi. Bu hususta Ebu Musa (Radiyallahu Anh) şöyle demektedir:

“Biz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashâbı hangi hadiste müşkül kalmış ve Aişe’ye sormuşsak behemehâl onda o hadise dair bir malumat bulmuşuzdur.”


Tirmizi: 4132, El-İsâbe: 8/140


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in irtihalini müteakip yarım asır yaşadığı ve bir fetva mercii durumunda olduğu için şerî hükümlerin dörtte birinin ondan alındığı söylenmiştir. Atâ bin Ebi Rabah:

“Aişe kuvvetli bir fıkıhçı, üstün bir âlim, Müslümanlar hakkında rey ve içtihadında en güzel isabet eden bir simadır” der. Urve de:



“Helal-haram, fıkıh, tıp, şiir ve eyyamı Arap tarihi konularında Aişe’den daha bilgili bir kimse görmedim” demiştir.

El-İsâbe: 8/140


Aişe (Radiyallahu Anha) validemizin ilminden istifade edenlerin sayısı 211 civarındadır ki bunların içinde İbni Abbas (Radiyallahu Anhuma)’nın da olduğu sahâbeden bir cemaat, tabiînden Mesruk, Said bin Müseyyeb, Urve, Kasım, Şa’bi, Atâ bin Ebi Rabah, İbni Ebi Müleyke, Mücahid, İkrime, İbni Ömer’in âzâtlısı Nâfi ve başka birçok kimse vardır. İmam Zührî:


“Aişe (Radiyallahu Anha) insanların en alimi idi. Büyük sahâbîler bile ona ilmî konularda başvururlardı.” demektedir.


Tabakât: 2/125


Aişe (Radiyallahu Anha) çok ibadet eder, yetim çocukları büyütür, okutur ve sonra da evlendirirdi. Çokça sadaka vermeyi severdi. Eline geçeni biriktirir, bunları muhtaç ve yoksullara paylaştırırdı. Hişam bin Urve, Aişe (Radiyallahu Anha)’nın yetmiş bin dirhemi birden tasadduk edip kendisine bir şey bırakmadığını anlatmıştır.


Tabakât: 8/45


Halkın yardımına koşmayı, dertlilerin dertlerine derman olmayı ve insanlara faydalı olmayı büyük faziletlerden sayardı. Cemel Vak’asındaki hatası ise büyüktü. Bu olay hakkında şöyle demiştir:

“Aslında benim yerimin, insanlar arasında bir ara bulucu olması kastedilmişti. İnsanlar arasında bir savaş çıkacağını hesap edemedim. Bunu bilseydim o yerde asla durmazdım.”Meğâzi’z-Zührî: 154


Bu sebeple çok acı çekti ve olayın kahramanı olmaktan dolayı çok pişmanlık duydu. Hatta “Ey Nebi’nin hanımları! Evlerinizde oturun...” ayetini okuduğunda başörtüsü ıslanıncaya kadar ağlardı.


Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ: 2/177, Tabakât: 8/56


Bu hatasını telâfi etmek maksadıyla çokça hayır yapmaya özen göstermiştir.


Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bâkire olarak evlendiği tek ve en sevgili eşi olan, Aişe (Radiyallahu Anha) hicretin 57. veya 58. yılında Muaviye’nin hilafeti döneminde, Ramazan ayının 17. gecesi 65 yaşı civarında iken Medine’de vefat etmiş, cenaze namazını Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) kıldırmış ve Cennetu’l-Bâki kabristanına defnedilmiştir.


Allah ondan razı olsun.


http://www.hadisler.com/?pid=214
Google Plus'da Paylaş