Blogger tarafından desteklenmektedir.

Zilhicce'nin İlk On Gününün Fazileti

Şeyh Hüseyn Âlu'ş Şeyh

Medine Hutbe, 10.11.1424 Hicri – 02.01.2004 Miladi

Allah'ın kulları!.. İslam Ümmeti'ne yüce mevsimler ve faziletli vakitler gelmiştir. Bu mevsimler hayır kazanmak ve dereceleri yükseltmek üzere müminler için bir ganimettir. Hasenât elde etmek ve kötülüklerden kurtulmak için bir fırsattır.

Bu günler, Zilhicce ayının ilk on günüdür ki, bu günler Allah katında fazilet bakımından en yüce ve ecri en çok olan günlerdir. İbni Abbas radıyallahu anhuma, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Kendisinde salih amel işlenen hiçbir gün yoktur ki, bu günlerden –yani on günden- Allah’a daha sevimli olsun.” Dediler ki: “Allah yolunda cihat etmek de mi ey Allah’ın Rasulü?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah yolunda cihat etmek de; ancak canıyla ve malıyla cihada çıkan ve onlardan hiçbir şeyle geriye dönmeyen kimse müstesna.” Bu hadisi, Buhari rivayet eder.

Beyhaki'de ise şu rivayet vardır: "Allah katında, kurbanın on gününde yapılan hayırdan daha temiz ve ondan daha çok ecri olan bir amel yoktur." Bezzâr, Müsnedi'nde, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Dünyanın en faziletli günleri on gündür." Yani, Zilhicce'nin ilk on günüdür.

İbni Hacer rahimehullah şöyle der: "Zilhicce'nin ilk on gününün ayrıcalıklı olmasının sebebi en büyük ibadetlerin o günlerde bir araya gelmesidir. Bu ibadetler; namaz, oruç, sadaka ve hacdır. Bu bir başkasında bir araya gelmez."

Bu günler, Müslümanların Beytullah'ı haccetmek üzere akın akın geldiği günlerdir. Allah onlara büyük hayır ve çokça sevap vaat etmiştir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Kim Allah için hacc yapar da fahiş söz söylemez ve günah işlemezse, annesinin onu doğurduğu günde olduğu gibi (günahsız olarak) döner.” Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder. Ve şöyle buyurur: “Hacc ile umrenin arasını sıklaştırın. Çünkü o ikisi tıpkı körüğün;demirin, altının ve gümüşün pasını gidermesi gibi fakirliği ve günahları giderir. Makbul haccın sevabı ise ancak cennettir.” Bu hadisi İmam Ahmed, Tirmizi ve Nesai rivayet eder, senedi sahihtir.

Ey Müslümanlar topluluğu!.. Bu faziletli günlerde oruç tutmak müstehaptır ve bu günlerde oruç tutmanın fazileti çoktur. Hafsa radıyallahu anha şöyle der: "Dört şey var ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onları bırakmazdı: Aşure günü orucu, Zilhicce'nin ilk on günü, her aydan üç gün ve sabah namazının iki rek'at sünneti." Bu hadisi, İmam Ahmed rivayet etmiştir fakat senedinde mechul/bilinmeyen bir ravi vardır. Hadis, Ebu Davud ve Nesai'de, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in eşlerinden birinden rivayet edilmektedir ve o rivayette, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in Zilhicce'nin ilk dokuz günü oruç tuttuğu bildirilmektedir. Beyhaki'nin es-Sünenu'l Kubrâ'da merfu olarak rivayet ettiği şu hadis de bu fazilete delil teşkil etmektedir: "Ondan –yani Zilhicce'nin ilk on gününden- bir gün oruç tutmak bir yıl oruç tutmaya denktir. O günlerde işlenen amel yediyüz kat katlanır." Önde gelen bazı hadis alimleri isnadının kabul edilebilir olduğunu söylese de, İbni Hacer zayıf olduğunu

98

bildirmiştir. Nevevi rahimehullah şöyle der: "Bu dokuz günde –yani Zilhicce'nin ilk dokuz gününde- oruç tutmakta bir kerâhat yoktur. Bilakis, kuvvetle müstehaptır."

Müslim'de, Aişe radıyallahu anha'dan rivayet edilen "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i Zilhicce'nin ilk on günü hiç oruçlu görmedim" hadisine gelince, İbnu'l Kayyım bu konuyu zikrettikten sonra şöyle der: "İspat eden, nakli sahihse, nefyedene takdim edilir." İbni Hacer ise, bu on günde tutulacak orucun faziletini zikrettikten sonra şöyle der: "Aişe hadisi buna aykırı değildir. Çünkü bunun, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yapmak istediği bir ameli ümmetine farz kılınır korkusuyla terk ettiği gibi olması ihtimali vardır." Nevevi rahimehullah şöyle der: "Aişe radıyallahu anha'nın "On gün orucunu tutmadı" sözü, "Hastalık, yolculuk veya başka bir özür nedeniyle tutmadı şeklide tevil edilebilir. Ya da Aişe radıyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i oruçlu görmemiştir. Bu ise, O'nun kesinlikle oruçlu olmadığı anlamına gelmez."

Ey Müslümanlar topluluğu!.. Bu on günün özelliklerinden biri de; çokça kelime-i tevhid ve tekbir getirmenin ve hamdetmenin faziletidir. Taberâni el-Kebir'de, İbni Abbas kanalıyla iyi bir senetle, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Kendisinde salih amel işlenen hiçbir gün yoktur ki bu on günden Allah’a daha sevimli ve Allah katında daha yüce olsun. O günlerde tesbih etmeyi, hamdetmeyi, kelime-i tevhid ve tekbir getirmeyi çokça yapın.”

Buhari, Sahihi'nde şöyle der: "İbni Ömer radıyallahu anhuma ve Ebu Hureyre radıyallahu anh on günde çarşıya çıkarak tekbir getirirdi ve insanlar da, onların tekbir getirmeleri üzerine tekbir getirirdi." İlim ehline göre tekbir mutlak (serbest) ve mukayyed (sınırlı) olarak iki kısımdır. Mutlak olarak tekbir, bu on günün her vaktinde getirilir. Mukayyed ise, erkekler ve kadınlar tarafından sahih olan görüşe göre farz ve nafile namazların ardından getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirlerin vakti konusunda gelen en sahih rivayet, Ali radıyallahu anh ve İbni Mes'ud radıyallahu anh'tan gelendir. Bu görüşe göre tekbirler Arafe günü sabah namazından sonra başlar ve teşrik günlerinin sonuncusunun ikindi vakti sona erer. Bunu İbnu'l Münzir ve diğer bazı alimler rivayet eder. Hacılar içinse, mukayyed tekbir bayram günü öğle namazının ardından başlar.

Tekbirin şekli konusunda gelen en sahih rivayet, Abdurrezzak'ın sahih bir senetle Selman radıyallahu anh'tan yaptığı şu rivayettir: "Allah'ı tekbir edin. Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekberu kebiran (deyin)." Ömer ve İbni Mes'ud’dan ise sahih olarak şu rivayet edilmiştir: "Allahu ekber. Allahu ekber. Lâ ilahe illallahu v'Allahu ekber. Allahu ekberu ve lillahil hamd."

Ey Müslüman!.. Allah'a ibadetten yüz çeviren, özellikle de bu günlerde, aldanmıştır. Allah'ın rahmetinden mahrum kalan gerçek mahrumdur. Bu fırsatları kaçıran ve bu faziletleri ihmal eden acınacak kişidir.

Bu günleri idrak edip de değerlendirmeyene yazıklar olsun! Bu günleri kötü huylarla günah ve isyan içinde geçirenin vay haline!. Hayır faktörleri kendisini çağırdığı halde onlardan yüz çevirenin kaybı ne büyüktür! Bu nedenle, çeşitli ibadetlerle ibadet etmeye ve salih amel işlemeye gayret ederek bu günleri değerlendirin. (Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.) (103/el-Asr/1-3) 99

Allah'ın kulları!.. Bu günlerin sonunda Müslümanların Allah'a yaklaştıkları en yüce ibadetlerden biri de kurban kesmektir. Kim kendi adına ve ev halkı adına kurban kesmek isterse, Zilhicce ayının girmesiyle birlikte kurbanını kesinceye kadar saçından, tırnaklarından veya derisinden bir şey alması haram olur. Ümmü Seleme, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Sizden biri kurban kesmek isterse, Zilhicce hilalini görünce, kurban kesinceye kadar saçını ve tırnaklarını kesmesin.” Bu hadisi, Müslim rivayet eder.
Google Plus'da Paylaş