Blogger tarafından desteklenmektedir.

Nâsih ve Mensûh Bilgisi

Nâsih ve Mensûh Bilgisi


Kur'ân’ı Kerim'i anlamakta yardımcı olan hususlardan birisi de nâsih ve mensûh bilgisidir. Bunun delili yüce Allah'ın şu buyruğudur:



"Biz bir ayeti nesheder veya unutturursak ya ondan daha hayırlısını, ya da onun benzerini getiririz." (el-Bakara, 2/106)



Nesh: Şer'i bir hükmün daha sonra gelen şer'î bir delil ile kaldırılmasıdır.



Kaldırılan hükme "mensuh" denilir. O hükmü kaldıran delile "nasih" denilir, hükmün kaldırılmasına da "nesh" adı verilir.



Nasih[40] adı bu âyette olduğu gibi Allah hakkında kullanılır. âyet hakkında da kullanılarak: Bu âyet şu âyeti nâsihtir (neshedicidir). denilerek, bir başka hükmü nesheden hüküm hakkında da kullanılır.



1- Buna örnek: Seleme b. el-Ekva’ Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:



"Yüce Allah'ın: "Ona güç yetiremeyenler de bir fakir doyumu fidye versinler." (el-Bakara, 2/184) buyruğu nâzil olunca oruç açmak isteyen fidye verdi. Nihayet ondan sonraki âyet nâzil olup, onu neshetti."



Bir başka rivayette: "Sizden her kim bu aya erişirse orucunu tutsun." (el-Bakara, 2/185) âyeti nâzil oluncaya kadar denilmektedir.[41]



Abdullah b. Amr Radıyallahu anhuma'da "ona güç yetiremeyenler de bir fakir doyumu fidye versinler" (el-Bakara, 2/184) âyetini okuyarak bu nesholmuştur demiştir.[42]



İbn Abbas ise âyetin mensûh olmayıp, muhkem olduğu kanaatindedir.



Buhârî'nin Ata'dan rivayetine göre o İbn Abbas Radıyallahu anh'ı yüce Allah'ın: "Ona güç yetiremeyenler de bir fakir doyumu fidye versinler" âyetini okuduktan sonra: "Bu nesholmuş değildir. Bu oruç tutamayan, oldukça yaşlanmış kadın ve erkek hakkındadır. Bunlar her gün bir yoksul yedirirler." diye açıklanmıştır. Buna göre "yutikunehu: güç yetirenler" lafzının anlamı güçleri bu işe yetenler demek değildir. Bunun anlamı büyük bir zorluk ve külfetle oruç tutabilenler demektir.



2- Bir başka örnek yüce Allah'ın: "İçinizdekini açıklasanız da, gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çeker." (el-Bakara, 2/284) buyruğudur. Bu buyruk yüce Allah'ın: "Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez." (el-Bakara, 2/286) buyruğu ile nesholmuştur.



3- Yüce Allah'ın: "Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Şayet şehâdet ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah onlara bir çıkar yol gösterinceye kadar onları evlerde alıkoyun. Sizlerden fuhuş yapanların her ikisine de eziyet edin. Eğer tevbe edip hallerini düzeltirlerse artık onları bırakın." (en-Nisâ, 4/15-16) âyeti Nur sûresinde yer alan ve evlenmemiş bekârlar için celde (sopa) cezasını öngören âyet ile nesholmuşlardır:



"Zina eden dişi ile zina eden erkeğin herbirine yüzer değnek vurun." (en-Nur, 24/2)



Yani (en-Nisâ sûresindeki ayetler) evlenmemiş bekârlar için öngörülen sopa cezası evlenmişler için sünnette öngörülen recm cezası de nesh olmuşlardır:



"...Bekâr bekâr ile zina ederse yüz celde ve bir sene sürgün, evli evli ile zina ederse yüz celde ve recm (ile cezalandırılırlar)."[43]



4- Yüce Allah'ın: "Sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa ikiyüz (kâfir)e galip gelirler." (el-Enfal, 8/65) buyruğu yüce Allah'ın: "Şimdi Allah zaafınız olduğunu bildiğinden sizden (o ağır yükü) hafifletti. O halde eğer sizden sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiyi yenerler." (el-Enfal, 8/66) âyeti ile nesholmuştur.



5- Yüce Allah buyuruyor ki:



"Biz yüzünü göğe doğru evirip çevirmeni elbette görüyoruz. Onun için andolsun, seni hoşnut olacağın kıbleye döndüreceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Harama (Kabeye) doğru çevir." (el-Bakara, 2/144)



Rasûlullah Salallahu aleyhi vesellem Medine'ye gelince onaltı ya da onyedi ay Beytu'l-Makdis'e doğru namaz kıldı. Bununla birlikte Rasûlullah Kabe'ye doğru yüzünü çevirmeyi arzu ediyordu. Bunun üzerine: "Biz yüzünü göğe doğru evirip çevirmeni elbette görüyoruz..." âyeti nâzil oldu, o da yüzünü Kabe'ye çevirdi.







Neshin Hikmeti





1- Kulların maslahatlarına riâyet etmek.



2- Davetin ve insanların durumunun gelişmesine paralel olarak teşrîin mükemmellik mertebesine doğru tekamül göstermesi.



3- Emre uymak ya da uymamak suretiyle mükellefin sınanması ve denenmesi.



4- Ümmet için hayrı murad etmek ve ona kolaylık sağlamak. Çünkü nesh eğer daha ağır bir hükme doğru olmuşsa bunda sevabın artması sözkonusudur. Eğer daha hafif hüküm gelmişse bunda da kolaylık sözkonusudur.[44]


[41] Buhârî ve Muslim




[42] Buhârî.



[43] Hadisi Muslim rivayet etmiştir.



[44] Bk. Menna’ el-Kattân, Mebahis fî Ulumi'l-Kur'an
Google Plus'da Paylaş