Blogger tarafından desteklenmektedir.

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Sevgisi ve Alametleri..

Şüphesiz hamd Allah'a mahsustur, O'na hamdeder, O'ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden, amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet verdiğini kimse saptıramaz. Saptırdığını da kimse doğru yola iletemez. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O bir ve tektir, O'nun ortağı yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve rasûlüdür. Allah'ın salât ve selamları, bereketleri, ona, aile halkına, ashabına ve ona uyanlara olsun.

İmdi, şüphesiz kişinin görevlerinden birisi de Rasûl-i Ekremi Sallallahu aleyhi vesellem bütün yaratılmışlardan daha çok sevmesidir. Bunun dünya hayatında ve âhirette pek büyük semereleri vardır. Fakat Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’i sevdiğini iddia edenlerin birçoğu bu hususta aşırıya gidebilmekte, çoğu kimse de onu sevmenin anlamını oldukça daraltmaktadır.

Onu sevmenin ehemmiyeti, semereleri ve gerçek manası hakkında kendimi ve kardeşlerimi uyarmak; basiretlerinin açılmasına yardımcı olmak arzusu içinde -yüce Allah'ın yardımı ile- aşağıdaki sorulara cevap aramak ve bu konuya açıklık getirmek istedim:

1. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin hükmü nedir?

2. Dünya ve âhirette bu sevginin semereleri nelerdir?

3. Onu sevmenin alâmetleri nelerdir?

4. Ashab-ı Kiram’ın -Allah onlardan razı olsun- hayatında bu alâmetler nasıl zahir oluyordu?

5. Ve biz ne durumdayız?

Bu konuyu aşağıdaki şekilde üç bahis halinde ele aldım:

Birinci bahis: Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmenin gerekliliği

İkinci bahis: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin semereleri.

Üçüncü bahis: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin alâmetleri.

Yüce Allah'ın lütfuyla daha önceden benim bu konuda Suud-i Arabistan Genel Güvenlik Bölümüne bağlı Dini İşler Dairesinde bir bültende konu ile ilgili yayınlarım olduğu gibi, bazı yayıncılar da o bültenden naklederek bunları yayınlamışlardı. Bundan dolayı tekrar onları gözden geçirmeyi uygun gördüm. Bunun sonucunda bazı hususları eklediğim gibi, bazı düzeltmeler de yaptım. Pek yüce ve kudreti sonsuz yüce Allah'tan benim bu amelimi rızasına nail olmak için ihlaslı kılmasını, bana ve bu bahsi okuyanlara hiçbir malın ve evladın fayda vermediği bir günde faydalı kılmasını, hepimize yüce zatının sevgisini ve Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'in muhabbetini ihsan buyurmasını, sonsuz nimetlerin bulunduğu cennetlerde bizi de onunla birlikte nimetlendirmesini niyaz ederiz. Şüphesiz ki O herşeyi işitendir, duaları kabul buyurandır.

Yüce Allah Rasûlullah’a, onun aile halkına, ashabına ve ona uyanlara salât ve selâmlar buyursun, bereketler ihsan eylesin.



1) Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Bütün Yaratılmışlardan Daha Çok Sevmenin Gereği

Şüphesiz ki Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmek imandandır. Kulun Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i kendi öz canından, babasından, çocuklarından, aile halkından, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmesi gerektiğine delil teşkil eden pekçok nas bulunmaktadır. Onu böyle sevmeyen bir kimse dünyada da âhirette kendisini Allah'ın cezasına maruz bırakmaktadır. İşte aşağıda kısmen geniş bir şekilde bu nasların bazılarını sözkonusu ediyoruz:


A- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Öz Canımızdan Daha Çok Sevmemizin Gereği

İmam Buhârî, Abdullah b. Hişam Radıyallahu anh'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte idik. O sırada Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh'ın elini tutmuştu. Ömer Radıyallahu anh ona:

"Ey Allah'ın Rasûlü, şüphesiz ben seni kendi öz canım dışında, herşeyden daha çok seviyorum" dedi. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

"Canım elinde olana yemin ederim ki, kendi öz nefsinden dahi beni çok sevmedikçe olmaz."

Bunun üzerine Ömer ona:

"Şu anda -Allah'a yemin ederim- seni öz canımdan dahi daha çok seviyorum." Bunun üzerine Nebi Sallallahu aleyhi vesellem:

"Şimdi oldu ey Ömer" diye buyurdu.[1]

Büyük ilim adamı Aynî, Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki kendi öz canından bile daha çok sevmedikçe olmaz" buyruğunu açıklarken: "İmanın kâmil olmaz..."[2] demektedir.

Yine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Şimdi oldu ey Ömer" buyruğunu: "Yani imanın kemale erişti."[3] diye açıklamaktadır.

"Nefsim elinde olana yemin ederim ki..." buyruğunda dikkati çeken bir husus da onun yemin etmesidir. O yemin etmese dahi bütün söylediklerinde doğru olduğuna göre ya yemin ederse durum ne olur? Çünkü yemin bilindiği gibi sözü pekiştirmeyi ifade eder.[4]


B- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Baba Ve Evlattan Daha Çok Sevmenin Gereği

İmam Buhârî, Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Nefsim elinde olana yemin ederim ki, sizden herhangi bir kimse beni babasından ve çocuğundan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz."[5]

Görüldüğü gibi; doğru sözlü ve doğru sözlü olduğu tasdik edilmiş bulunan, vahiy ile konuşan o yüce zatın (salât ve selam ona) hadiste görüldüğü gibi yemin etmektedir.

Acaba "anne" de "valid: baba" lafzının kapsamına girmekte midir? Hafız İbn Hacer bu soruya şu sözleri ile cevap vermektedir: "Eğer "vâlid: doğuran" lafzı ile çocuğu olanı kastediyorsa elbetteki geneldir yahutta iki zıttan birisini zikretmekle yetinilerek diğerini sözkonusu etmeye gerek olmadığı gibi, burada da onlardan birisinin anılması ile yetinilmiştir. Bu durumda sözü edilen, örnek olmak üzere anılmış ve bütün sevgili ve değerli varlıklar kastedilmiş olur. Sanki: "Ve beni değerli bütün varlıklarımdan daha çok sevmedikçe..." demiş gibi olur."[6]


C- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Eşten, Maldan Ve Bütün İnsanlardan Daha Çok Sevmenin Gereği

İmam Muslim'in rivayetine göre Enes Radıyallahu anh şöyle demiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Kul beni eşinden, malından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz."[7]


D- Yaratılmış Herhangi Bir Varlığı Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'den Daha Çok Sevenlere Tehdit

Yüce Allah baba, evlat, kardeş, eş veya aşiretten herhangi birisini yahutta herhangi bir mal, ticaret ve meskenleri yüce Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolunda cihad etmekten daha çok seven kimseleri ilahî ceza ile tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:

"De ki: 'Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, soy ve sopunuz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolundaki cihaddan daha sevgili ise, o halde Allah'ın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah fâsıklar topluluğuna yol göstericilik yapmaz." (et-Tevbe, 9/24)

Hafız İbn Kesîr âyeti tefsir ederken şunları söylemektedir: "Yani bu şeyleri eğer "Allah'tan, Rasûlünden ve onun yolundaki cihaddan" daha çok seviyor iseniz, onun başınıza getireceği cezayı ve ibretli intikamı "bekleyedurun" demektir."[8]

Mücahid ve el-Hasen -yüce Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun- yüce Allah'ın: "Allah'ın emri gelinceye kadar" buyruğunu: "Dünyada ya da âhirette onun cezasını (bekleyedurun) diye açıklamışlardır."[9]

Büyük ilim adamı Zemahşerî, âyetin tefsirinde: "Bu âyet-i kerime oldukça ağır hüküm ihtiva etmektedir. Ondan daha ağır hüküm ihtiva eden bir âyet göremezsiniz."[10] demektedir.

İmam Kurtubî diyor ki: "Âyet-i kerimede Allah'ı ve Rasûlü sevmenin vücubuna delil vardır. Bu hususta hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Ayrıca bu sevgi, sevilen herşeyden daha önce gelmelidir."[11]


2) Rasûlullah’ı Sevmenin Semereleri

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in bizim sevgimize ihtiyacı olmadığını söylemeye gerek yoktur. Bizim onu sevmemiz, onun makamını yükseltmez, onu daha da yüceltmez. Sevmeyişimiz de onun makamını, şerefini alçaltmaz. Hem nasıl böyle olmasın ki? O alemlerin Rabbinin sevdiğidir.

Hatta bu kadar da değil. Aksine ona uyanı Allah sever ve günahlarını bağışlar. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafûrdur, rahîmdir." (Âl-i İmran, 3/31)

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in sevgisinden ancak onu sevenler yararlanır ve bu sayede böyle bir kimse dünya ve âhirette mutluluğu elde eder. Bu bağlamda bundan bir dereceye kadar tafsilatlı bir şekilde sözetmek uygun düşecektir.


A- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmek İmanın Tadını Elde Etmenin Sebeplerindendir

Yüce Rabbimiz imanın tadını elde etmek için birtakım sebepler takdir buyurmuştur. Bunlardan birisi de Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i bütün yaratılmışlardan daha çok sevmektir. Buhârî ve Muslim'in Enes Radıyallahu anh'dan rivayetlerine göre Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

"Üç husus vardır ki, bunlar kimde bulunursa imanın tadını alır: Allah'ı ve Rasûlünü onların dışındaki herbir şeyden daha çok sevmek, sevdiği kimseyi ancak Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan hoşlanmadığı gibi tekrar küfre geri dönmekten hoşlanmamak."[12]

İlim adamlarının -Allah'ın rahmetleri üzerlerine olsun- açıkladığı gibi imanın tadının anlamı, itaatlerden lezzet almak, din uğrunda zorluklara katlanmak ve bunu dünyanın geçici menfaatlerine tercih etmek demektir.[13]

Bu ne güzel ve ne şerefli bir meyvedir! Allah'ım, bundan bizi mahrum buyurma, Kabul buyur, ey âlemlerin Rabbi!


B- Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Seven Âhirette Onunla Birlikte Olacaktır

Rasûl-i Ekrem'i -Rabbimizin salât ve selâmları üzerine- seven bir kimse, âhirette onunla birlikte olacaktır.

İmam Muslim'in rivayetine göre Enes b. Malik Radıyallahu anh şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek:

“Ey Allah'ın Rasûlü kıyamet ne zamandır”, diye sordu. Nebi Sallallahu aleyhi vesellem:

"Kıyamet için ne hazırladın ki?" diye sordu. Adam:

“Allah'ın ve Rasûlünün sevgisi”, dedi. Peygamber:

"Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" diye buyurdu.

Enes Radıyallahu anh dedi ki: Müslüman olduktan sonra, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Şüphesiz ki sen sevdiklerinle beraber olacaksın" sözünden dolayı sevindiğimiz kadar hiçbir şeye sevinmedik.

Enes Radıyallahu anh dedi ki: İşte ben Allah'ı, Rasûlünü, Ebu Bekr'i ve Ömer'i -Allah ikisinden de razı olsun- seviyorum. Her ne kadar onların amelleri gibi amelde bulunamadı isem de onlarla birlikte olacağımı ümit ediyorum."[14]

Buhârî ve Muslim'in rivayet ettikleri bir başka hadiste Abdullah b. Mesud Radıyallahu anh şunları söylemektedir: Bir adam Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e gelerek şöyle dedi:

“Ey Allah'ın Rasûlü, bir topluluğu sevmekle birlikte onlar gibi ameller yapamayan kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem: "Kişi sevdiği ile beraberdir." diye buyurdu.[15]

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in: "Kişi sevdiği ile beraberdir" sözünden kasıt, cennette onunla birlikte olacağıdır.[16]

Allahu Ekber! Rasûl-i ekrem'i seven kimsenin mükafatı ne kadar üstün, ne kadar büyüktür!


3) Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i Sevmenin Alâmetleri

Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmenin birtakım alâmetleri vardır. Bu ümmetin ilim adamları bunları sözkonusu etmişlerdir. Mesela Kadı Iyad şunları söylemektedir: "Onun sünnetine destek olmak, şeriatini koruyup kollamak, o hayattayken huzurunda bulunmayı ve uğrunda canını ve malını vermeyi temenni etmek de onu sevmekten ileri gelir."[17]

Hafız İbn Hacer diyor ki: "Sözü geçen sevginin belirtilerinden birisi de kişiye şunun teklif edilmesidir: Eğer maksatlarından herhangi birisini elden kaçırmak yahutta Nebi Sallallahu aleyhi vesellem'i -eğer mümkün olsaydı- görmekten mahrum edilmek arasında birisini seçmesi istenir de o da mümkün olduğu takdirde onu görmekten mahrum kalmayı, maksatlarından herhangi birisinden mahrum kalmaktan daha ağır buluyorsa, sözü geçen onu daha çok seviyor demektir, değilse hayır. Bu hiç şüphesiz varlık ve yokluğa münhasır bir şey değildir. Bunun bir benzeri onun sünnetine destek vermek, şeriatini koruyup kollamak, ona muhalif olanların kökünü kazımak için de sözkonusudur. Bunun kapsamına iyiliği emredip, kötülükten alıkoymak da girer."[18]

Büyük ilim adamı Aynî diyor ki: "Şunu bil ki, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i sevmek, ona itaat etmeyi istemek ve ona muhalefeti terketmektir. Esasen bu da İslâmın farzlarındandır."[19]

İlim adamlarının sözünü ettikleri hususlardan şu sonuca varıyoruz: Aşağıdaki hususlar Rasûl-i Ekrem'i sevmenin alâmetleri arasındadır:

1. Onu görmeyi, onun sohbetinde bulunmayı çokça arzu etmek ve bunlardan mahrum olmayı, dünya hayatında bunların dışında her ne olursa olsun herhangi bir şeyi kaybetmekten daha ağır bir musibet görmek.

2. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem uğrunda canı ve malı feda etmek için tam hazırlıklı olmak.

3. Emirlerine uymak, yasaklarından sakınmak.

4. Sünnetine yardımcı olmak, şeriati koruyup kollamak.

Her kimde bu alâmetler bulunursa, o Rasûl-i Ekrem'i sevmekten ötürü yüce Allah'a hamdetsin ve bu hususta kendisine sebat vermesini dilesin. Bunu büsbütün ya da kısmen kaybetmiş olan bir kimse ise yüce Allah'ın huzuruna selim kalp ile giden müstesnâ, hiçbir malın ve evladın fayda vermeyeceği günden önce kendisini hesaba çeksin. O günde insanların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmayacaktır. Sakın Allah'ı ve mü'minleri aldatabileceğini düşünmesin, öyle bir işe de kalkışmasın. Çünkü yüce Allah'ı aldatmaya çalışan bir kimse ancak kendisini aldatır.

"Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar." (el-Bakara, 2/9)

------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhârî, Hadis no: 6632, XI, 523.

[2] Umdetu’l-Kârî, XXIII, 169

[3] Umdetu’l-Kârî, XXIII, 169

[4] Umdetu’l-Kârî, 1, 143

[5] Buhârî, Hadis no: 14, I, 58

[6] Fethu'l-Bârî, I, 59

[7] Muslim, Hadis no: 69, I, 67; hadisi aynı şekilde Hafız Ebu Ya'lâ, Müsned'inde de rivayet etmiş bulunmaktadır. (Bk. Hadis no: 3895, VII, 8)

[8] er-Rafiî, Muhtasaru Tefsir-i İbn Kesîr, II, 324.

[9] Kurtubî, VIII, 95-96

[10] Keşşâf, II, 181

[11] Kurtubî, VIII, 95. Ayrıca bk. el-Cezairî, Eyseru't-Tefâsîr, II, 177

[12] Buhârî, Hadis no: 16, I, 60; Muslim, Hadis no: 43, I, 66, lafız Buhârî'ye ait.

[13] Bk. Nevevî şerhi, II, 13; Fethu'l-Bârî, I, 61

[14] Muslim, Hadis no: 2639, IV, 2032-2033. Buna yakın bir hadisi de İmam Buhârî rivayet etmiş bulunmaktadır. Bk. Hadis no: 6167, X, 553

[15] Buhârî, Hadis no: 6169, X, 557; Muslim, Hadis no: 2640, IV, 2034, lafız Buhârî'ye ait

[16] Bk. Umdetu'l-Kârî, XXII, 197

[17] Nevevî şerhi, II, 16.

[18] Fethu’l-Bârî, I, 59.

[19] Umdetu’l-Kârî, I, 144.

RASÛLULLAH SEVGİSİ VE ALÂMETLERİ / Prof. Dr. Fadl İlâhî - Guraba Yay.
Google Plus'da Paylaş